IOS
 
Detayl� arama
ProjeMimarDiğer kişi
İşverenOfisKuruluş
Süreli YayınKitapYarışma
EtkinlikOkulKent
MakaleÖdül
Projeler
ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPQRSŞTUÜVWXYZ
1920-291930-391940-491950-591960-691970-791980-891990-992000-092010-19
Arkiv > Projeler > The Seed Konser Salonu Uygulanmış ProjeArkiv Seçkileri'nde Yer AlmıştırPDF versiyonuFavorilerinize EkleyinRapor EtArkadaşına GönderSayfayı Yazdır
Son güncelleme tarihi : 21/01/2010 11:43
The Seed Konser Salonu
Künye
Tasarım EkibiNevzat Sayın
Yardımcı MimarUmut Durmuş
Nesli Kayalı
Fatma Olgaç
Ahmet Korfalı
Sinem Cerrah
Mimarlık Ofis(ler)iNevzat Sayın Mimarlık Hizmetleri Ltd. Şti.
İşverenSakıp Sabancı Müzesi
Adres
Proje Tarihi2007 - 2007
Yapım Tarihi2008 - 2009
Kapalı Alan2.000 m2
Proje TipiKonser Salonu
Yapım TürüKarma
Açıklama
Asya-Avrupa ayrımının en kesin ifadesi olan İstanbul Boğazı, içinden geçen irili ufaklı tekneleri ve çevresindeki dokuyla olduğu gibi korunması gereken yerlerden biri. Hatta çevresini biraz ayıklamak, seyreltmek, temizlemek gerekiyor. Bu yüzden bu bölgede yapılacak olan yapıların olabildiğince sakin, geriye çekilmiş ve neredeyse görünmeyen yapılar olmasında yarar var. Bu yüzden burada; neredeyse hemen Boğaz’ın kıyısında sayılabilecek olan bir müze kampüsünün içinde yer alan “oda orkestrası için konser salonu” yapısı üzerine çalışmaya başladığımızda görünmeyen bir yapı yapmamız gerektiğini biliyorduk. İşaret edilmedikçe, söylenmedikçe, gidilmedikçe görünmemeliydi: Yer altında bir yapı yapmaya karar verdik…

Mevcut kıymetli ağaçların kökleri, eski evin temelleri, şimdiki haliyle korunmasını istediğimiz teras ve duvarlar arasına sıkışmayı göze aldık, içine girilmedikçe, hakkında en küçük bir fikrimizin bile olmayacağı bir mekandı tanımlamaya çalıştığımız yer, toprakları, kayaları boşaltırken, neredeyse tamamen çelik olan yapı da bir atölyede imal ediliyordu. İmalat bittiğinde yer hazırdı. Tekne yapımı gibi bir montajla kuruldu yerinde. Zamanı iki kere kullanmış ve bitiş süresini kısaltmıştık.

Kampüse girildiğinde karşınıza çıkan eski taş duvarların üzerindeki aralıktan alt fuayeye giriliyor; beklenmedik bir yer. İçinde iş makinesı sarısından eğrisel bir “şey” olan mekandan çıktığımız üst fuaye Boğaz’a paralel ince uzun bir mekan. Kendisi olmaktan çok Boğaz’ı ortaya çıkarmak için bir “yer”: Önündeki açık teras nerede olduğunuza dair bütün ipuçlarını veriyor: Boğaz’ın hemen yanındasınız.

Alt fuayedeki iş makinesı sarısı burada da var ve biçim alt fuayedekini tamamlıyor. Sarı kapıdan içeri girdiğinizde parlak, siyah çok yüzlü iç bükey elipsoid içine giren bütün renkleri umulmadık süprizlerle abartarak yansıtıyor oysa gerçekte. Gerekli ve zorunlu olandan daha fazlası yok içeride. Akustik panellerden oluşan iç kabuk, eğimi değişip, dümdüz olabilen zemin, gerekli olan ekipmanları asabileceğimiz tras ve orkestraya göre büyüyebilen sahneye sahip, 300 dinleyici için bir oda orkestrası salonu var karşımızda.

Ağaçlar, eski ev, teras ve duvarlar eskiden olduğu yerde. Biz bütün bunların içinden geçip, müzik dinleyeceğimiz yere ulaşabilmek için adım adım dış dünyadan uzaklaştığımız bir yolculuğun sonunda; parlak, siyah bir boşluğun içinde bizi bekleyen her biri farklı koltuklara ulaşıyoruz. Işıklar azalıp, müzik başladığında müzik ve onu yapanlarla yansımaları dışında hiçbirşey kalmıyor.

Nevzat Sayın
Görüntüler

Arkitera Harita'da
Haritayı büyüt