Evofis42

Atahan Topçu Mimarlık tarafından tasarlanan "Evofis42", İzmir'de yer alıyor.

Günümüzde mimarlık pratiğini yalnızca masa başında gerçekleşen bir eyleme indirgemek mümkün değildir; bir mimarın çalışma sürecini şekillendiren birçok etken vardır. Buna gündelik ilişkiler, çevresel etkenler, kentsel doku, tasarım ve üretimin kendine özgü temposu örnek olarak gösterilebilir. Bu nedenle, iş-yaşam dengesi, kimi meslekler için masa başında geçirilen saatlerle sınırlandırılıp ayrışırken mimarlar için farklı mekansal ihtiyaçlar doğurmaktadır. Ev ile ofis arasındaki çizgi bulanıklaştıkça, üretimin sürekliliğini sağlayan ama aynı zamanda nefes aldıran, kontrollü geçişlere izin veren bütüncül yaşam modelleri önem kazanmaktadır. Evofis42 projesi bu ihtiyaçları karşılarken içinde bulunan fonksiyonların devamlılığını da elverişli hale getirmeyi amaçlıyor.

Yapı, hem tasarımcısı hem de kullanıcısı olan mimar çiftin, mesleki üretimleri ve gündelik yaşamlarını tek çatı altında uyumlu biçimde birleştirme isteğinden doğar. Tasarım sürecinde kuzey cephesinin parselin ana cadde cephesi olması sebebiyle, arazide yalnızca konut işlevi kurgulamak, caddenin yoğunluğunu dengelemeyi zorlaştırarak çiftin ev yaşamlarında ihtiyaç duyduğu uzaklaşma ve dinginlik hissini yaratmakta yetesiz kalmaktadır. Bu nedenle, iş-yaşam döngüsünü birleştiren hibrit bir düzen kurgulanması amaçlanmıştır. Parselde zemin katta cadde cephesinin hareketliliği aile tarafından işletilen imalathaneyle buluşturulmuş, güney cephesindeki sakin konut dokusu ise mimar çiftin kendi ofis alanlarını yaratması için uygun görülmüştür. Bu şekilde, parseldeki kullanım alternatifleri mahalle sakinlerinin de faydalanabileceği üretim modellerine dönüşerek birbirlerine komşu olmuştur.

Tasarım kurgusunu yönlendiren parsel konumu ve mimar çiftin konutlarından beklentisi, zemin katta ticari kullanımla caddeden soyutlanırken, üst katta bulunan konut yerleşimiyle ihtiyaç duydukları çalışma hayatına yakınlık ve mahremiyeti bir araya getirmiştir. Mimar çiftin ofisi ile aile tarafından yönetilen küçük işletme, sırt sırta konumlandırılarak birbirinin ritmine eşlik eden ama bağımsız zemin teraslarında çalışan biçimde tasarlanmıştır. Daha önce de örneklerine rastlanılan kafe-mimarlık ofisi ilişkisi zemin katta birbirini besleyen bir dinamizm oluştururken üst kattaki konut bölümü, bu hareketli dünyadan ayrışan daha sakin ve izole bir kullanım alanı olarak kurgulanmıştır.

Ev'de yaşam
Zemin kattaki giriş holünden direkt bir merdivenle ulaşılan yaşam alanı, mimar çiftin günün sonunda kendi iç dünyalarına çekildikleri, daha kontrollü ve dingin bir atmosfer yaratmak üzere düşünülmüştür. Bu dingin atmosferi yaratan iç mekan dili ise sade İskandinav tasarımlarından esinlenilerek oluşturulmuştur. İçerideki atmosferi desteklemek üzere kuzey ve güney cephelerde yer alan geniş saksılara yer verilmiştir. Bu saksılıkları elde etmek için cephe kurgusundaki pencere açıklıkları geri çekilmiş ve evin, caddede bulunan gürültü ve görsel baskıdan filtrelenmesi amaçlanmıştır. Bununla birlikte doğu ve batı cephelerinde kullanılan kalkan duvarlar doğal bir tampon görevi görmekte ve projenin ifadesi en belirgin imgesi olarak tasarımın çizgilerini netleştirmiştir. Doğal traverten taş kaplaması ile elde edilen kabuk sayesinde gün boyunca ışıkla farklılaşan soyut ve heykelsi bir cephe ifadesi elde edilmiştir.

Evin plan şeması ise açık mutfak – yaşam alanı ilişkisinden faydalanarak esnek bir kat planı sunarken yaşam alanında kullanılan yüksek tavan tercihi iç mekana hacimsel bir derinlik kazandırmaktadır. Bunun yanı sıra evin çatı arası kısmı misafir odası olarak ayrılmış, toprak altında kalan bodrum mahali hava koşullarından korunaklı olarak hobi odası şeklinde kurgulanmıştır.

İş'te yaşam
Zemin katta yer alan ve güney cephesine bakan mimarlık ofisi, ön kısmında bulunan açık teras sayesinde kullanım alanını genişletebilmekte ve ofis işlevine hizmet etmediği durumlarda ise teras, eve ait açık alan olarak kullanılmaktadır. Ofis bölümünde brüt beton ve sade minimalist mobilya tasarımı birlikteliği tercih edilmiş, dış mekan tasarımının genel kurgusunda kullanılan doğal traverten taşı ise döşeme kaplaması olarak hem ofis hem de kafe tasarımında iç-dış mekan sürekliliğini sağlamıştır.

Evofis42, mimarlık yaşamı, üretim pratiği ve kentle kurduğu ilişkiyi aynı yapı içinde bir araya getiren özgün ama bütüncül bir iş–yaşam modeli oluşturmayı amaçlar. Hem çalışmaya hem dinlenmeye alan açan bu yapı, içindeki insanların hayat ritmiyle birlikte nefes alan, sade ama karakterli bir bütünlük ortaya koymaktadır.

Pin It