Other Works
Similiar Projects

Nispetiye No 12

Nispetiye No 12'nin tasarımı Ofist'e ait.

Tasarımcılar projeyi şu sözler ile anlatıyor:

İstanbul, dünyanın en aktif sismik fay hatlarından birinin üzerinde yer alan bir şehir. Çok yakında, hemen altında uzanan Kuzey Anadolu Fay Hattı hareket halinde; en geç bir nesil içinde kırılacağı ve İstanbul’un büyük bir bölümünü yıkıma uğratacağı neredeyse kesin olarak görülüyor. Mimarlar Odası’na göre iki milyon bina “güvensiz” olarak nitelendiriliyor ve herhangi bir depremde çökme riski taşıyor.

Bu proje, estetikten uzak, 40 yıllık, eski ve performansı düşük bir apartman binasının kapsamlı bir “yeniden canlandırılması”. Bina aslında tamamen yıkılıp, depreme dayanıklı, modern, yeni teknoloji ve uygun sistemlerle donatılmış şekilde yeniden inşa edilmek üzere planlanmıştı; ancak maalesef yönetmelikler buna izin vermedi.

Projenin en büyük zorluğu, yeni bir bina inşa etmek yerine mevcut yapının korunmasının zorunlu olmasıydı. Bina, yalıtım için tamamen çevresinden kazıldı ve güncel deprem yönetmeliklerine uygun şekilde kapsamlı biçimde güçlendirildi. Yapı bütünüyle soyuldu. Çatı ve en üst kat tamamen kaldırılarak, daha ferah iç mekânlar yaratmak amacıyla çelik strüktürle yeniden inşa edildi. Aynı amaçla bazı döşemeler de kaldırıldı. Binanın köşelerine dört büyük kolon eklendi ve bu köşeler açık balkonlar olarak bırakıldı.

Sonuç olarak, tüm bu süreç muhtemelen yeni bir bina yapmaktan çok daha maliyetli oldu ve çok daha uzun sürdü.

Nispetiye No12, nihayetinde İstanbul’un üst segment bir mahallesinde konumlanan bir ofis binası olarak yeniden hayat buldu.

Müşteri, yakın zamanda büyük bir sinema zinciri ve bir spor kulübü zincirini satan bir girişimci. Şimdi yeni girişimlere yatırım yapıyor ve bu bina, işlerinin merkez ofisi olarak hizmet veriyor. Bu girişimlerden biri olan Kronotrop kahve zincirinin bir şubesi zemin katta yer alıyor. Birinci katta Muse Contemporary adlı bir sanat galerisi bulunurken, üst üç kat ofis alanlarına ayrılmış durumda. Ana giriş ise -1. katta yer alıyor.

Tasarım sürecindeki en büyük zorluklardan biri, zaten düşük olan tavan yüksekliklerine rağmen ferah çalışma alanları yaratmaktı. Zaman içinde bina bir tarafa doğru eğildiğinden, döşemeler düzeltilirken kaçınılmaz olarak 10 cm’lik bir kayıp yaşandı. Aynı durum tavanları da etkiledi.

Daha fazla yükseklik kaybını önlemek için, yalnızca kablo ve gerekli tesisatı örten akustik panelli bir asma tavan tercih edildi ve net 240 cm tavan yüksekliği korunmaya çalışıldı. Bu yüksekliği koruyabilmek için tüm klima sistemi binanın dış kenarlarına yerleştirildi; ekipmanlar için köşe balkonlar kullanıldı. Ne yazık ki zamanla binanın yan yatması sebebi ile daha da daralan asansör çalışma boşluğu daha ferah bir asansör yerleştirmeye izin vermedi.

Bu projeyi iç mimar olarak koordine ederken, tasarım fikri tamamen içeriden dışarı doğru geliştirildi. İç mekân fonksiyonlarına, pratikliğe ve konfora odaklanılarak, bina ve cepheleri iç mekânın kesintisiz bir uzantısı olacak şekilde şekillendirildi. İç ve dış arasında organik bir bağ kurmak için, binanın iç kullanımlarından yola çıkarak bir dış kabuk oluşturuldu.

Döner alüminyum cephe panjurları, güneş filtresi görevi görürken gün boyunca ışık ve gölgenin dinamik bir oyununu yaratıyor; yıl boyunca gün ışığından verimli şekilde yararlanılmasını sağlıyor. Bu sırada prekast masif paneller, binanın ısıtma sistemine ev sahipliği yapıyor. Her iki cephe elemanı da iç mekân düzeninden türetilerek, iç mekân ihtiyaçlarını karşılayacak biçimde şekillendirildi. Aslında cepheyi ilgilendiren çözümler dahil olmak üzere tüm önemli tasarım fikirleri, iç mekân kullanımından yola çıkıyor.

Modern çalışma alışkanlıklarının hızlı temposuna karşıt olarak tasarımın amacı dinginlikti. Ton sür ton renk paleti ve doku geçişleri birlikte çalışarak zarif ve sakin bir atmosfer yaratıyor. Nötr renk paletinin sıcak grileri, ortama canlılık katan fakat huzurlu atmosferi bozmayan renkli mobilyalarla nazikçe dengeleniyor.

Mermer, meşe, keçe, terrazzo, beton, demir gibi tanıdık doğal malzemelerin seçilmesi, alışılmadık uygulamalarla (örneğin yivli mermer veya dalgalı beton yüzeyler) heyecan uyandırması amaçlanarak yapıldı. Tanıdık, ama beklenmedik şekilde öne çıkan…

Trendleri takip etmek yerine, zamansız bir yaklaşımla karakter sahibi, kendine özgü ve şık bir mekân yaratmak hedeflendi.

Bu projenin hatırı sayılır bir bütçesi olduğu açık, ancak bu projede ne zorluk ne de hedef “güzel” bir mekân yaratmak değildi. Odak, sorunları çözmek, ihtiyaç ve beklentileri karşılamaktı. Bunu başardığımıza inanıyoruz.

Müşterinin sözleriyle:

“Çok rahat, çok eğlenceli ya da gösterişli bir şey hiç istemedim. Beklentim; küçük olsa bile cool, sanatsal bir bina olmasıydı. Kurumsal, ama kendi bedeninden daha egosantrik olmayan… Tam olarak bu gerçekleşti.”

Details
Project Location: İstanbul
Architectural Project Team: Ece Torunlar, Tuğçe Özbıyık
Employer: Menderes Utku
Ana Yüklenici: Ata Mimarlık
Peyzaj Mimarlığı: Ofist
Interior Architecture: Ofist
Projcet Manager: Ece Torunlar
Concept Design: Ofist
Construction Drawings: Ofist
Facade Design: Ofist
Lighting Project: Planlux Aydınlatma Tasarımı
Structural Project: FED Construction
Electrical Project: Ata Elektro Mekanik
Plumbing Project: Ata Elektro Mekanik
Çelik Projesi: FED Construction
Altyapı Projesi: HNH Akgün İnşaat
Akustik Projesi: Talayman Akustik
Acoustic Consultant: Talayman Akustik
Yangın Tahliye Projesi: Mustafa Özgünler
Fire Safety Consultant: Mustafa Özgünler

Pin It
Architectural Offices
Architects

Yasemin Arpaç

Sabahattin Emir